6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Adıyaman’da yeni binalar yükseliyor, yıkılan yapıların yerinde yeni hayatlar kuruluyor. Ancak bazı insanlar için deprem hâlâ bitmedi. Enkazdan sağ çıkarılan ama uzuvlarını kaybeden depremzedeler, yıllar sonra bile yeniden yürümeyi, yeniden bağımsız yaşamayı ve hayata tutunmayı öğreniyor.
Bu hayatlara uzanan desteklerden biri de Rotary kulüplerinden geldi. Rotary 2430 Bölge Federasyonuna bağlı Nemrut Rotary Kulübü ile 2420 Bölge Federasyonuna bağlı İstanbul ve Ömerli Rotary Kulüplerinin desteğiyle, depremde uzuvlarını kaybeden depremzedelere akülü tekerlekli sandalyeler ulaştırıldı. Destekten yararlananlardan biri, 6 Şubat’ta enkaz altında 72 saat kalan 44 yaşındaki Zabit Babacan. Diğeri ise henüz altı yaşındayken üç gün boyunca enkaz altında kalan, iki kardeşini kaybeden ve iki bacağı ampute edilen İkra Kızılbay. İki farklı hayat, iki farklı enkaz ve aynı mücadele: Hayatta kalmak ve enkazdan sonra yeniden bir hayat kurmak. Nemrut Rotary Kulübü Başkanı Emrah Candar, depremden yıllar sonra bile fiziksel kayıplarla yaşamını sürdürmeye çalışan depremzedelerin yanında olmaya devam ettiklerini söyledi. Candar, “Zor günler yaşadık ama hâlâ o günlerin izleriyle yaşam mücadelesi veren ampute vatandaşlarımıza destek olabilmek için elimizden geleni yapmaya gayret ediyoruz.
Hayırsever Rotaryenlerimizin desteğiyle engelli kardeşlerimizin kendi ihtiyaçlarını giderebilmelerine bir katkımız olduysa ne mutlu bize” dedi. Nemrut Rotary Kulübü, 6 Şubat’ın ardından Adıyaman’da eğitim, sağlık ve sosyal alanlarda yürüttüğü projelerle depremzedelere destek vermeyi sürdürüyor. 72 saat enkaz altında kaldı Zabit Babacan 44 yaşında. 6 Şubat 2023’te ailesiyle birlikte yaşadığı sekiz katlı binanın enkazında kaldı. Eşi ve üç çocuğu kısa sürede kurtarıldı. Babacan ise 72 saat boyunca enkazın altında yardım bekledi. Üçüncü gün, kurtarma çalışmaları sırasında iş makinelerinin durduğu bir anda sesi duyuldu. Ekipler sesini takip ederek Babacan’a ulaştı. Ancak enkazdan çıktığında hayatı artık eskisi gibi olmayacaktı. İki bacağını ve sağ kolunu kaybetmişti. “Tam hayatım sona erdi, gücüm kalmadı ve bir daha gün yüzü göremeyeceğimi düşündüm” diyen Babacan, enkaz altında ayaklarını ve kolunu hissedemediğini anlatıyor. “Enkazda ayaklarımı ve kolumu hissetmiyordum. Acı içinde dua ediyordum. Sesimi duyan kimse yoktu. Rabbim beni hayata yeniden döndürdü.
Enkazın altında nefes bile alamadığım anları hiç unutamıyorum. Bütün hayatım kararmıştı.” 72 saat sonra yeni bir hayat Babacan, uzun süren tedavinin ardından ailesine ve günlük yaşamına yeniden tutunmaya çalışıyor. Kendisine verilen akülü tekerlekli sandalye ise bu mücadelenin önemli parçalarından biri. Artık evinden çıkabiliyor, işine gidebiliyor, kent içinde daha rahat hareket edebiliyor. “Şimdi ayaklarım ve bir kolum yok ama yaşadığım için, ailemle birlikte olabildiğim için Allah’a şükrediyorum” diyor. Çalışmaya devam eden Babacan’ın üç çocuğu eğitim görüyor. Ancak depremden sonra hayatını sürdürebilmek için desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor. “Yaşama yeniden tutunabilmek için sürekli bir desteğe ihtiyacım var.” Babacan, kendisi gibi depremde uzuvlarını kaybeden insanların hâlâ ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu anlatıyor: “Benim şimdi akülü sandalyem var ama ekonomik durumu iyi olmayan ve sandalyesi olmayan çok depremzede arkadaşımız var. Onların da desteğe ihtiyacı var. Çocuklarım okuyor. Devletimizin bizim gibi ampute olan arkadaşlarımıza biraz daha fazla destek olmasını ve yaşamımızı kolaylaştıracak yardımlar sağlamasını bekliyorum.” İkra üç gün sonra enkazdan çıktı İkra Kızılbay ise depremin vurduğu gün henüz altı yaşındaydı.
Ailesinin yaşadığı beş katlı bina saniyeler içinde yıkıldı. Anne Ayten Çalım ve baba Ali Kızılbay enkazdan kurtuldu. Ancak çocukları Ozan Ali ve Hikmet Can hayatını kaybetti. İkra ise üç gün boyunca enkazın altında kaldı. Kurtarıldığında hayattaydı. Ancak deprem onun da bedeninde kalıcı izler bırakmıştı. Tedavi için götürüldüğü Çukurova Üniversitesi Çocuk İyilik Merkezi’nde iki bacağı ampute edildi. Bugün dokuz yaşında olan İkra, protezleriyle yeniden yürümeyi öğreniyor. Annesi Ayten Çalım için ise İkra’nın enkazdan çıkarıldığı an, tarifsiz bir acının içindeki en büyük umut oldu. “Depremde sadece evimiz değil, bütün dünyamız ve hayatımız da yıkıldı. Canımızdan iki can verdik. Kızım İkra’nın yaşayıp yaşamadığını bilmiyorduk. Sürekli ondan bir haber alabilmek için dua ediyordum. Tam üç gün geçtikten sonra kurtarma ekipleri kızımın canlı olarak çıkarıldığını ve hastaneye kaldırıldığını söyledi.” İkra’nın yaşaması aileyi yeniden hayata bağladı. Ancak ardından yeni bir mücadele başladı.
Protezleriyle yeniden yürümeyi öğreniyor İkra’nın protezleri, bir hayırsever doktor tarafından 21 yaşına kadar belirli aralıklarla yenilenmek üzere karşılanıyor. Ancak protez kullanmak onun için kolay değil. Bacaklarından birinin kısa olması nedeniyle zaman zaman protezlerini kullanamıyor. Yürüyemediği dönemlerde annesi tarafından taşınıyor veya tekerlekli sandalye kullanıyor. İstanbul’da kendisi için hazırlanan yeni protezlerin önümüzdeki günlerde takılması planlanıyor. Annesi, kızının yeni protezlerle daha rahat yürüyebilmesini umut ediyor. “Protezlerinin yapımına sponsor olan doktorumuz sayesinde çok şanslıyız. Onun desteğiyle İkra’nın protezleri 21 yaşına kadar belirli aralıklarla yenilenecek.” İkra’nın eğitimini sürdürebilmesi için de aile büyük çaba gösteriyor.
“Kızım protezlerini sürekli takamadığı için bazen onu kucağımızda taşıyor, bazen de tekerlekli sandalyesiyle okula götürüyorum. Kızım arkadaşlarını ve okulunu çok seviyor. İnşallah yeni protezleriyle daha rahat bir şekilde kendi başına yürüyebilecek.” Hayali insanlara yardım etmek İkra, deprem gecesinde yaşadıklarının önemli bölümünü hatırlamıyor. Bugün onun dünyasında okul, arkadaşları, futbol ve gelecek hayalleri var. Galatasaraylı. İstanbul’da izlediği Galatasaray-Fenerbahçe derbisini ve futbolcularla tanışmasını heyecanla anlatıyor. Oyuncularla fotoğraf çektirmiş, kendisine forma hediye edilmiş. Ama İkra’nın en büyük hayali futbolcu olmak değil. “Büyüdüğümde insanlara yardım edebilmek için bilim insanı olmak istiyorum. Protezlerim artık bana olmuyor. Yeni protezlerim takılınca yürümek ve daha çok dolaşabilmek istiyorum.” İkra’nın öğretmenleri ve Günışığı Rehabilitasyon Merkezi çalışanları da onun bu sürecinde yanında. Merkezin Kurucu Müdürü Mahmut Yıldırım, 6 Şubat sonrasında Adıyaman’da çok sayıda çocuk ve yetişkinin uzuvlarını kaybettiğini belirterek rehabilitasyonun uzun ve zorlu bir süreç olduğunu söylüyor. “İkra çok hayat dolu bir öğrencimiz. Kendisini her zaman mutlu hissedebilen ve gelecekteki hayalleriyle etrafına inanılmaz güzel bir enerji yayan öğrencimiz.” “Bazı hayatlarda deprem hâlâ bitmedi” Zabit’in 72 saatlik bekleyişi, İkra’nın üç günlük enkaz mücadelesi ve sonrasında başlayan yaşamları, depremin yalnızca 6 Şubat sabahından ibaret olmadığını gösteriyor. Günışığı Rehabilitasyon Merkezi’nde görev yapan fizyoterapist Rümeysa Özdemir’e göre depremden fiziksel olarak etkilenenler için asıl mücadele enkazdan çıktıktan sonra başlıyor.
“6 Şubat depremlerinin üzerinden yıllar geçti. Şehirler yeniden inşa ediliyor, binalar yükseliyor, sokaklar yeniden hareketleniyor. Hayat bir şekilde devam ediyor. Ama bazı hayatlarda deprem hâlâ bitmedi.” Özdemir, deprem nedeniyle uzuvlarını kaybeden ya da hareket kabiliyeti değişen insanların protezlere erişimden rehabilitasyona, günlük yaşamdan sosyal hayata katılıma kadar birçok alanda desteğe ihtiyaç duyduğunu söylüyor. “Hayatta kalmak, kaldığın yerden devam etmek anlamına gelmiyor.” Rehabilitasyonun yalnızca kaybedilen bir fonksiyonu yeniden kazandırmak olmadığını belirten Özdemir, asıl hedefin insanların mümkün olduğunca bağımsız bir yaşam kurabilmesi olduğunu vurguluyor: “Bazen bir insanın yeniden güvenle yürüyebilmesi, bazen kendi başına günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmesi, bazen de başkasına bağımlı olmadan yaşayabilmesi için verilen uzun soluklu bir mücadeledir.” Özdemir’e göre şehirler yeniden inşa edilirken yalnızca binaların değil, insanların hayatlarının da yeniden kurulması gerekiyor. “Depremin ardından neleri yeniden inşa ettik? Yeniden inşa etmeye çalıştığımız bu hayatların içinde, fiziksel kayıpla yaşamını sürdürmeye çalışan insanlara ne kadar bağımsız bir yaşam imkanısunduk?”
Enkaz kalktı, travma bitmedi Depremin fiziksel izlerinin yanı sıra psikolojik etkileri de sürüyor. Psikolojik Danışman ve Rehber Öğretmen Hasret Pamuk, deprem sonrası insanların yaşadığı sürekli tedirginlik, irkilme ve yeniden deprem olacakmış korkusunun travmanın devam eden etkilerinden biri olduğunu belirtiyor. “Binalar yenileniyor, hayat yavaş yavaş normal akışına dönüyor gibi görünüyor. Ama çoğumuzun içinde hâlâ geçmeyen bir tedirginlik var. Her sarsıntıda irkilmek, gece uykudan uyanmak, ‘acaba yine mi?’ diye düşünmek…” Pamuk, tehlikenin ortadan kalkmasına rağmen bedenin ve zihnin travmanın izlerini taşımaya devam edebileceğine dikkat çekiyor. Adıyaman’da deprem sonrasında boşanma, intihar ve aile içi şiddet gibi sorunlarda artış gözlendiğini belirten Pamuk, psikolojik destek hizmetlerinin artırılması ve farkındalık çalışmalarının kalıcı hale getirilmesi gerektiğini söylüyor. Enkazdan çıkmak yetmiyor Zabit Babacan için 72 saatlik enkaz bekleyişi sona erdi. Ancak enkazdan çıktığı gün başlayan mücadele hâlâ sürüyor. İkra için de üç günlük bekleyiş bitti. İki kardeşinin acısını taşıyarak protezleriyle yeniden yürümeyi öğreniyor. İkisinin hikâyesi birbirinden farklı. Biri 44 yaşında, biri dokuz. Biri üç uzvunu kaybetti, diğeri iki bacağını. Ama ikisinin hikâyesinde ortak bir gerçek var: Enkazdan çıkmak, mücadelenin bittiği anlamına gelmiyor. Adıyaman’da bazı insanlar için deprem, yıkılan binalarla birlikte sona ermedi. Kimi bedeninde taşıyor depremin izlerini, kimi zihninde. Ancak İkra’nın bilim insanı olma hayali, Zabit’in ailesiyle yeniden kurduğu hayat ve onlara destek olan insanların çabası başka bir gerçeği de gösteriyor: Bazen yeni bir hayat, enkazın altından çıkarılmakla değil, enkazdan sonra yeniden kuruluyor.